İTO Başkanı Şekib Avdagiç Uyardı: Türkiye’nin Önündeki Büyük Jeoekonomik Fırsat Kaçırılmamalı
Sanayi ·29.08.2026

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığı, güçlü üretim kapasitesi ve enerji koridorlarındaki konumuyla büyük jeoekonomik fırsat yakaladığını söyledi.

Paylaş Bağlantı kopyalandı

İTO Başkanı Şekib Avdagiç: Türkiye Büyük Jeoekonomik Fırsatla Karşı Karşıya, Kaçırmamalıyız

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, küresel tedarik zincirlerinde “en ucuz üretim” modelinden “dayanıklı üretim” anlayışına geçişin hızlandığına dikkat çekerek, Türkiye’nin Avrupa’ya yakın üretim kapasitesi ve enerji koridorlarındaki stratejik konumuyla önemli bir jeoekonomik fırsat yakaladığını söyledi.

Avdagiç, küresel ekonomide enerji fiyatlarından tedarik zincirlerine, ticaret politikalarından finansal istikrara kadar geniş bir alanda yeni bir dönemin başladığını belirtti. Türkiye’nin bu yeni dönemde makroekonomik dengelenme sürecini sürdürürken, reel sektörün üretim gücünü de koruması gerektiğini vurgulayan Avdagiç, dezenflasyon sürecinin üretim ve ihracatı zayıflatmayacak bir finansal yapı ile desteklenmesinin önemine işaret etti.

Türkiye ekonomisinde aynı anda iki farklı tablonun görüldüğünü belirten Avdagiç, dezenflasyon programı ve makroekonomik dengelenme açısından önemli kazanımlar elde edildiğini, ancak yüksek faiz ve artan maliyetlerin üretici ve ihracatçı üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.

Avdagiç, Türkiye'nin önündeki temel meselenin yalnızca enflasyonu düşürmek olmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Önümüzdeki dönemin temel sorusu artık ‘enflasyon ne kadar düşecek?’ değildir. Asıl soru, ‘enflasyon düşürülürken Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesi nasıl korunacak?’ sorusudur. Bir tarafta dezenflasyon programı ve makroekonomik dengelenmede önemli kazanımlar sağladık. Diğer tarafta yüksek faiz ve maliyetler üretim ve ihracat tabanı üzerinde belirgin bir baskı oluşturuyor. Biz birini tercih etmek, enflasyonu düşürürken üretimden vazgeçmek durumunda değiliz.”

Üretimin rotası değişiyor

Dünya ticaretinde son yıllarda belirginleşen parçalanmanın devam ettiğine dikkat çeken Avdagiç, ülkelerin ticaret politikalarında güvenlik ve jeopolitik kaygıların daha fazla öne çıkmaya başladığını söyledi.

ABD’nin yeni tarifelerinin ticaret ortakları açısından belirsizliği artırdığını belirten Avdagiç, şirketlerin de bu gelişmelere karşı üretim ve tedarik zincirlerini yeniden düzenlediğini kaydetti.

Bu değişimin şirketlerin üretim yeri tercihlerini de etkilediğini ifade eden Avdagiç, maliyetin tek belirleyici olduğu üretim modelinin geride kalmaya başladığını, tedarik güvenliği ve pazara erişimin giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.

Avdagiç, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşümü şöyle değerlendirdi:

“Küresel ekonomide ‘en ucuz üretim’ modelinden ‘dayanıklı üretim’ modeline geçiş görüyoruz. Jeopolitik açıdan güvenli, lojistik olarak erişilebilir ve tüketici pazarlarına yakın üretim merkezlerinin önemi artıyor.”

Tedarik zincirlerinde çeşitlendirme, kritik ara mallarda stoklama ve üretimin tüketici pazarlarına yaklaştırılmasının maliyetleri yükselttiğini belirten Avdagiç, buna karşın bu tablonun Türkiye gibi Avrupa pazarına yakın ve güçlü üretim kapasitesine sahip ülkeler açısından önemli fırsatlar oluşturduğunu söyledi.

Avrupa’ya yakınlık Türkiye için önemli avantaj

Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı ile Avrupa pazarlarına yakınlığının önümüzdeki dönemde daha değerli hale gelebileceğini belirten Avdagiç, küresel şirketlerin tedarik kaynaklarını çeşitlendirme arayışının Türkiye açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Avrupa’nın savunma, enerji ve tedarik güvenliğini yeniden ele aldığı bir dönemde Türkiye’nin üretim altyapısını geliştirmesinin önem taşıdığını belirten Avdagiç, Türkiye'nin önündeki fırsata dikkat çekti:

“Şirketlerin tedarik zincirlerini çeşitlendirdiği, Avrupa’nın savunma ve enerji güvenliğini yeniden yapılandırdığı bir dönemde Türkiye’nin üretim altyapısını büyüterek gelecekte oluşacak büyük jeoekonomik fırsatı kaçırmaması gerekiyor.”

Üretim kapasitesindeki artışın teknoloji yatırımlarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini ifade eden Avdagiç, finansmana erişim ve ihracatçının rekabet gücünün de bu sürecin temel başlıkları arasında yer aldığını kaydetti.

Enerjide merkez ülke hedefi

Hürmüz’de yaşanan gelişmeleri hatırlatarak küresel enerji piyasalarının jeopolitik gelişmelere daha duyarlı hale geldiğini belirten Avdagiç, enerji arz güvenliğinin ülkelerin ekonomi politikalarında daha fazla yer tuttuğunu söyledi.

Enerji fiyatlarında yaşanan hareketlerin artık yalnızca belirli sektörler veya ülkelerle sınırlı kalmadığını ifade eden Avdagiç, küresel enerji piyasalarındaki dönüşümün maliyetler üzerindeki etkisine dikkat çekti.

“Küresel enerji şoku artık geçici bir dışsal risk değil, dünya ekonomisinin tamamına yayılan bir maliyet şokuna dönüşüyor.”

Türkiye’nin coğrafi konumunun enerji alanında önemli imkanlar sunduğuna dikkat çeken Avdagiç, Türkiye'nin transit ülke konumunun ötesine geçerek enerji ticaretinde daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtti.

Avdagiç, Türkiye'nin hedefini şu sözlerle açıkladı:

“Türkiye’nin bu süreçte transit ülke olmanın ötesine geçerek enerji ticaretinin fiyatlama, depolama, finansman ve dağıtım süreçlerinde daha etkin bir merkez haline gelmesi hedefinde daha hızlı yol almaya ihtiyacımız var.”

Finansal istikrar için yeni dönem

Küresel ekonomideki dönüşümün finans piyasalarında da görüldüğüne işaret eden Avdagiç, finansal istikrarın giderek merkez bankalarının kendi başlarına yönettiği bir alan olmaktan çıktığını söyledi.

Ülkeler arasındaki para politikası ve finansal koordinasyonun önem kazandığını belirten Avdagiç, Japonya ile ABD arasında Yen üzerinden yürütülen operasyonları bu durumun güncel örneklerinden biri olarak gösterdi.

Avdagiç, küresel finansal dengelerde yaşanan değişime ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Japonya-ABD Yen operasyonu, finansal istikrarın artık merkez bankalarının ötesinde hükümetler arası koordinasyon gerektirdiğinin en çarpıcı örneklerinden biridir.”

Enerji fiyatlarının jeopolitik gelişmelerden daha fazla etkilenmesi, küresel ticaretin farklı bloklar arasında parçalanması ve finansal istikrar için ülkeler arası koordinasyon ihtiyacının artmasının dünya ekonomisinin önündeki yeni şartları ortaya koyduğunu belirten Avdagiç, Türkiye’nin bu değişimi yakından okuyarak kendi ekonomik kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye coğrafi avantajını kalıcı ekonomik güce çevirmeli

Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi avantajın kalıcı ekonomik kazanıma çevrilebilmesi için üretim, finansman ve ihracat politikalarının aynı hedef doğrultusunda ele alınması gerektiğini kaydeden Avdagiç, dezenflasyon süreci ile reel sektörün ihtiyaçlarının birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Avdagiç, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için dezenflasyonu üretim ekonomisini aşındırmayan bir finansal mimariyle desteklememiz, ihracatçının rekabet gücünü öncelikler arasına koymamız ve Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde sahip olduğu coğrafi avantajını kalıcı ekonomik güce dönüştürmemiz gerekiyor.”

Türkiye ekonomisi 3 temel dönüşüm üzerine yükselecek

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’nin stratejik yöneliminin üç temel dönüşüm üzerinde yükseleceğini belirtti.

Avdagiç’in sıraladığı üç temel dönüşüm şöyle:

  • Jeostratejik konumun jeoekonomik güce dönüştürülmesi

  • Üretim ekonomisinin teknoloji ekonomisine evrilmesi

  • Transit ülke kimliğinin “karar verici merkez ülke” konumuna taşınması

Avdagiç, küresel ekonomide enerji, ticaret ve finans alanlarında yaşanan değişimin Türkiye açısından yalnızca bir risk değil, aynı zamanda önemli fırsatlar barındırdığını belirtti.

“Küresel ekonomi enerji, ticaret ve finans alanlarında daha parçalı ve müdahaleci bir yapıya dönüşüyor. Biz pasif biçimde küresel koşullara uyum sağlamakla yetinemeyiz.”

Türkiye’nin üretim kapasitesini koruması, teknoloji yatırımlarını hızlandırması, ihracat finansmanını güçlendirmesi ve Avrupa tedarik zincirleriyle entegrasyonunu derinleştirmesi gerektiğini vurgulayan Avdagiç, bu başlıkların artık makroekonomik istikrar kadar stratejik öneme sahip olduğunu ifade etti.

“Bizim için üretim kapasitesinin korunması, teknoloji yatırımlarının hızlandırılması, ihracat finansmanının güçlendirilmesi ve Avrupa tedarik zincirlerine entegrasyonun derinleştirilmesi artık makroekonomik istikrar kadar stratejik öneme sahiptir.”



Sponsorlu
Firmanızı Ön Plana Çıkarın

Öne çıkan firma listelemeleri ve sponsorlu ilanlarla görünürlüğünüzü artırın.

Üyelik Paketleri
Haberi hazırlayan
GosbİK

29.08.2026 15:09 tarihinde Sanayi kategorisinde yayımlandı.