Makine İhracatı 18,8 Milyar Dolara Ulaştı: Almanya ve ABD Pazarlarında Güçlü Artış
Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) verilerine göre, serbest bölgeler de dahil edildiğinde Türkiye’nin makine imalat sanayisinin konsolide ihracatı, ocak-ağustos döneminde 18,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Makine sektörünün ihracatında yılın ilk 8 ayında miktar bazında gerileme yaşanırken, birim fiyatlarda yaşanan yükseliş ihracat değerinin artmasını sağladı. Söz konusu dönemde makine ihracatı miktar bazında yüzde 6,8 gerilerken, ihracat değeri yüzde 1 arttı.
Bu tablo, küresel ticarette yaşanan zorlu koşullara rağmen makine sektörünün ihracat gelirini koruduğunu ve ürün başına elde edilen değerdeki artışın toplam ihracat performansına yansıdığını ortaya koydu.
Makine ihracatında 8 aylık toplam 18,8 milyar dolar
Makine imalat sanayisinin serbest bölgeler de dahil edilerek hesaplanan konsolide ihracatı, ocak-ağustos döneminde 18,8 milyar dolar seviyesine ulaştı.
Sektörün ihracatı miktar bazında yüzde 6,8 oranında gerilerken, birim fiyatlarda meydana gelen yükselişin etkisiyle ihracat değeri yüzde 1 arttı.
İhracat performansındaki bu farklılaşmada, küresel piyasalardaki maliyetler, rekabet koşulları ve makine ürünlerinin birim değerlerindeki değişim etkili olurken, sektörün yüksek katma değerli üretim kapasitesini koruma hedefi de öne çıktı.
En fazla makine ihracatı Almanya’ya yapıldı
Yılın ilk 8 ayında makine sektörünün en yüksek ihracat gerçekleştirdiği ülke Almanya oldu.
Türkiye’nin Almanya’ya yaptığı makine ihracatı 2,2 milyar dolar seviyesine ulaşırken, bu pazardaki yıllık artış yüzde 7,8 olarak kaydedildi.
Almanya’nın Türkiye makine sektörü açısından önemli ihracat pazarlarından biri olmayı sürdürmesi, Avrupa’daki ekonomik koşullara rağmen Türk makine üreticilerinin bu pazardaki varlığını koruduğunu gösterdi.
ABD’ye makine ihracatı yüzde 29,4 arttı
Makine ihracatında Almanya’nın ardından ABD geldi.
Ocak-ağustos döneminde ABD’ye yapılan makine ihracatı 1,6 milyar dolar seviyesine ulaşırken, yıllık artış oranı yüzde 29,4 oldu.
ABD pazarındaki bu güçlü artış, Türkiye makine sektörünün farklı coğrafyalarda ihracatını artırma ve pazar çeşitliliğini geliştirme açısından öne çıkan gelişmeler arasında yer aldı.
Almanya ve ABD’nin ardından farklı pazarlarda da ihracat hareketliliği görülürken, bazı ülkelerde çift haneli artışlar kaydedildi.
Mısır, Hollanda, Ukrayna ve Kazakistan’da çift haneli artış
Ocak-ağustos döneminde Türkiye’nin makine ihracatında Mısır, Hollanda, Ukrayna ve Kazakistan pazarları dikkat çekti.
Bu ülkelerde makine ihracatında çift haneli artışlar kaydedildi.
Farklı pazarlardaki artışlar, sektörün yalnızca geleneksel Avrupa pazarlarına bağlı kalmadan ihracat coğrafyasını genişletme eğilimini ortaya koyarken, gelişmekte olan ve yeni ticaret fırsatları sunan pazarlardaki potansiyeli de gündeme taşıdı.
Buna karşılık Irak ve Rusya pazarlarında yüzde 30’un üzerinde daralma yaşandı.
Böylece sektörün yılın ilk 8 ayındaki ihracat performansı, ülkeler bazında önemli farklılıklar gösterdi. Bazı pazarlardaki güçlü artışlar toplam ihracatı desteklerken, bazı önemli pazarlardaki daralmalar sektörün karşı karşıya bulunduğu küresel rekabet ve bölgesel ekonomik koşulların etkisini gösterdi.
Sevda Kayhan Yılmaz’dan küresel rekabet uyarısı
Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, küresel ekonomide yaşanan gelişmelerin sanayi ve ihracat üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yılmaz, Orta Doğu’daki çatışmaların petrol fiyatlarını yükseltmesinin küresel dezenflasyon sürecini olumsuz etkilediğini belirtti.
Avrupa’daki ekonomik baskılar ile Çin’in artan ihracatının da küresel rekabet koşullarını zorlaştırdığını ifade eden Yılmaz, Türkiye’nin bu süreçte sanayinin rekabet gücünü daha fazla desteklemesi gerektiğine dikkat çekti.
Türkiye için verimlilik, yeşil dönüşüm ve teknoloji vurgusu
Sevda Kayhan Yılmaz, Türkiye’nin küresel rekabet koşullarında sanayisini daha güçlü bir konuma taşıyabilmesi için verimlilik, yeşil dönüşüm ve teknolojik kapasite artışının önem taşıdığını belirtti.
Yılmaz, bu alanlarda atılacak adımların Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını ifade ederken, Orta Vadeli Program’ın (OVP) bu açıdan önemli bir çerçeve sunduğunu kaydetti.
Sanayi sektörlerinin küresel pazarlarda rekabet edebilmesi açısından üretim maliyetlerinin yanı sıra teknolojik kapasite, enerji verimliliği, sürdürülebilir üretim ve yüksek katma değerli ürün geliştirme kabiliyetinin de önem kazandığı vurgulandı.
Stratejik makine kollarına uzun vadeli destek önerisi
Yılmaz, stratejik sektörlere yönelik uzun vadeli kamu desteğinin yalnızca savunma sanayisiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.
Bu kapsamda raylı sistemler, enerji ekipmanları ve sağlık teknolojileri gibi stratejik makine kollarına yönelik uzun vadeli desteklerin yaygınlaştırılmasının kapasite artışı sağlayabileceğini ifade etti.
Kamu kurumlarının yönlendirici rolünün, Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim ve ihracat kapasitesini güçlendirebileceğini belirten Yılmaz, teşvik mekanizmalarının değerlendirilmesinde farklı ekonomik kriterlerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Teşviklerde kârlılık yerine daha geniş ekonomik kriterler önerildi
Sevda Kayhan Yılmaz, teşviklerin yalnızca net kârlılık üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, daha geniş bir ekonomik etki perspektifinin esas alınmasını önerdi.
Bu kapsamda teşviklerde;
Faaliyet kârı
Net katma değer
İthalat bağımlılığı
Net döviz getirisi
gibi kriterlerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Bu yaklaşımın, kamu kaynaklarının stratejik sektörlerde daha yüksek ekonomik ve teknolojik çıktı oluşturabilecek yatırımlara yönlendirilmesine katkı sağlayabileceği değerlendirildi.
Makine sektörü için tek merkezli strateji önerisi
Makine sektörünün Türkiye’nin sanayi altyapısı ve teknolojik bağımsızlığı açısından stratejik bir konuma sahip olduğunu belirten Yılmaz, sektörün rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmaların daha etkin hale getirilmesi için yeni ve çevik bir kurumsal mimariye ihtiyaç bulunduğunu bildirdi.
Sektördeki kamu çalışmalarının tek bir stratejik vizyon etrafında birleştirilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, makine sektörünün yalnızca ihracat açısından değil, teknolojik bağımsızlık ve küresel rekabet açısından da kritik bir rol taşıdığını belirtti.
Bu çerçevede kamu kurumlarının mevcut birikiminin daha bütüncül bir yapı altında değerlendirilmesi gerektiği görüşünü paylaşan Yılmaz, makine sektörüne yönelik stratejik çalışmaların koordinasyonunun güçlendirilmesini önerdi.
“Makine Sanayi Strateji Başkanlığı” önerisi
Sevda Kayhan Yılmaz, Türkiye’nin makine sektöründeki stratejik kapasitesini güçlendirmek amacıyla yeni bir kurumsal yapı oluşturulmasını önerdi.
Yılmaz, kamu kurumlarının mevcut birikiminin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının vizyonunda tek bir merkezde birleştirilmesi amacıyla “Makine Sanayi Strateji Başkanlığı” oluşturulmasını önerdi.
Bu yapının, makine sektörüne ilişkin kamu çalışmalarının ortak bir stratejik vizyon çerçevesinde yürütülmesine ve sektörün teknolojik bağımsızlık ile küresel rekabet hedefleri doğrultusunda daha koordineli biçimde desteklenmesine yönelik bir model oluşturması hedefleniyor.