Tekstilin Dijital Dönüşüm ve E-Ticaret Gündemi Odakule’de Konuşuldu
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Sayman Üyesi ve Sürdürülebilirlik Platformu Başkanı Sultan Tepe'nin ev sahipliğinde, gazeteci Celal Toprak'ın moderatörlüğünde Odakule'de “Dijital Ekonomi ile E-Ticaret Faaliyetlerinde Verimlilik” konulu toplantı düzenlendi. Toplantıda tekstil sektörünün dijital ekonomiye entegrasyonu, değişen tüketici beklentileri, e-ihracat fırsatları ve dijital dönüşümün rekabet gücüne etkileri ele alındı.
Tekstil Sektöründe Dijital Dönüşüm Masaya Yatırıldı
Toplantının açılış konuşmasını yapan İSO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi ve Sürdürülebilirlik Platformu Başkanı Sultan Tepe, tüketici beklentilerinin dijitalleşmeyle birlikte önemli ölçüde değiştiğini belirtti. Tepe, geleneksel üretim modellerinin değişen tüketici davranışlarına ve yeni ekonomik düzene uyum sağlamasının kritik hale geldiğini vurguladı.
Türkiye'nin önde gelen tekstil tedarikçilerinden biri olduğunu hatırlatan Tepe, mevcut konumun korunabilmesi için yalnızca hızlı ve kaliteli üretimin yeterli olmadığını, aynı zamanda dijital ürün ve altyapı kapasitesinin de geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Türkiye'nin tekstil sektöründeki güçlü konumunu koruyabilmesi için hızlı ve kaliteli üretimin yanı sıra dijital ürün ve altyapı kapasitesini de geliştirmesi gerekiyor.”
Dijitalleşme Sadece Teknoloji Yatırımı Değil
Sultan Tepe, dijitalleşmenin yalnızca teknoloji yatırımlarından ibaret olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Yönetimden üretime kadar tüm çalışanların dijital dönüşüm sürecinin bir parçası olması gerektiğini belirten Tepe, işletmelerin organizasyonel yapılarını da yeni dönemin ihtiyaçlarına göre şekillendirmelerinin önem taşıdığını söyledi.
Tepe, özellikle talebe göre üretim modellerinin yaygınlaşmasının tekstil sektöründe önemli kazanımlar sağlayabileceğini ifade etti. Bu model sayesinde fazla üretim, stok maliyetleri ve ürün imhasının azaltılabileceğini belirten Tepe, dijitalleşmenin aynı zamanda kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlayacağını vurguladı.
Dijital Ürün Pasaportu İçin 2027 Vurgusu
Tekstil sektörünü yakından ilgilendiren düzenlemelere de değinen Tepe, 2027'de yürürlüğe girecek Dijital Ürün Pasaportu uygulamasına dikkat çekti.
Dijital Ürün Pasaportu ile ürünlerin üretim süreçleri, çevresel performansı ve yaşam döngüsüne ilişkin verilerin daha görünür hale geleceğini belirten Tepe, şirketlerin bu yeni döneme şimdiden hazırlık yapmasının önem taşıdığını ifade etti.
Bu dönüşümün tekstil sektöründe yalnızca üretim süreçlerini değil, ürünlerin tüketiciye sunuluş biçimini ve şirketlerin sürdürülebilirlik performansını da doğrudan etkilemesi bekleniyor.
E-Ticaret Artık Sadece Bir Satış Kanalı Değil
Toplantıda e-ticaretin tekstil sektörü açısından oluşturduğu fırsatlar da değerlendirildi.
Trendyol Satış ve İş Geliştirme Yöneticisi Özkan Çokaygil, e-ticaretin artık yalnızca bir satış kanalı olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Çokaygil, e-ticaretin üreticilerden pazar yerlerine, ödeme sistemlerinden lojistik ve teknoloji altyapısına kadar uzanan geniş bir “dijital ekonomi” ekosistemi haline geldiğini söyledi.
Küresel perakende pazarının yaklaşık 30 trilyon dolara, bunun yaklaşık 7 trilyon dolarlık bölümünün ise e-ticarete ulaştığını belirten Çokaygil, e-ticaretin geleneksel perakendeye kıyasla daha hızlı büyüdüğünü ifade etti.
“E-ticaret artık tek başına bir satış kanalı değil; üreticilerden pazar yerlerine, ödeme sistemlerinden lojistik ve teknoloji altyapısına kadar uzanan geniş bir dijital ekonomi ekosistemidir.”
Tüketici Davranışları Değişiyor, Rekabet Yeni Bir Boyut Kazanıyor
Çokaygil, tüketicilerin ürün çeşitliliği, kolaylık, fiyat karşılaştırması ve hızlı erişim gibi avantajlar nedeniyle dijital kanallara daha fazla yöneldiğini belirtti.
Bu değişimin yalnızca tüketici alışkanlıklarını değil, şirketler arasındaki rekabetin yapısını da dönüştürdüğünü söyleyen Çokaygil, dijitalleşmenin yeni bir “e-rekabet” ortamı oluşturduğuna dikkat çekti.
Genç kuşakların hem tüketici hem de karar verici olarak ekonomide daha fazla ağırlık kazandığını ifade eden Çokaygil, bunun geleneksel rekabet anlayışını da değiştirdiğini söyledi.
Çokaygil, dijital ekonominin dışında kalan üreticilerin yalnızca yeni fırsatları değil, mevcut pazarlarını da kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceğini vurguladı.
Tekstilde Dijital Dönüşüm Üretimden Pazarlamaya Uzandı
MÜSİAD Tekstil, Deri ve Hazır Giyim Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Gümüşkaya da dijitalleşmenin tekstil sektöründeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gümüşkaya, dijital dönüşümün yalnızca üretim ve kurumsal süreçleri değil, pazarlama ve satış faaliyetlerini de doğrudan etkilediğini söyledi.
Kendi şirketlerinin 63 ülkede yaklaşık 400 mağazayla faaliyet gösterdiğini belirten Gümüşkaya, üretim tarafında ise dünyanın önde gelen markalarına hizmet verdiklerini ifade etti.
Gümüşkaya, dijital dönüşüme ayak uyduramayan firmaların rekabet güçlerini korumakta zorlanacağını vurguladı.
Hazır Yazılım Çözümleri Tek Başına Yeterli Değil
Tekstil şirketlerinin dijital dönüşüm sürecinde kullandıkları yazılım çözümlerinin işletmelerin gerçek ihtiyaçlarına cevap vermesi gerektiğini belirten Gümüşkaya, yalnızca hazır yazılımlara yatırım yapılmasının yeterli olmayacağını ifade etti.
Kendi şirketlerinde 2016'dan bu yana satış, tedarik, üretim ve lojistik süreçlerini kapsayan şirket içi bir yazılım altyapısına geçtiklerini aktaran Gümüşkaya, bu dönüşümün operasyonel verimlilik ve insan kaynağının daha etkin kullanılması açısından önemli kazanımlar sağladığını belirtti.
“Hazır yazılım çözümlerine yatırım yapmak tek başına yeterli değil. Kullanılan sistemlerin reel sektörün gerçek ihtiyaçlarına cevap vermesi gerekiyor.”
Tekstilde Kişiselleştirilmiş Üretim Dönemi
Gümüşkaya, tekstil ve hazır giyim sektörünün geleceğine ilişkin öngörülerini de paylaştı.
Gelecekte mağaza ve raf odaklı yapıların öneminin azalabileceğini belirten Gümüşkaya, tüketicinin ürünün modelini, kumaşını ve rengini kendisinin seçebildiği yeni üretim sistemlerinin yaygınlaşabileceğini ifade etti.
Bu modelde tüketicinin seçtiği özelliklerin doğrudan üretim sürecine aktarılabileceğini belirten Gümüşkaya, kişiselleştirilmiş ürünlerin seri üretime yakın maliyetlerle üretilebildiği sistemlerin gelecekte daha fazla önem kazanacağını öngördü.
Tekstil Sektöründe Rekabetin Anahtarı Dijitalleşme Olacak
Odakule'de gerçekleştirilen toplantıda yapılan değerlendirmeler, tekstil sektörünün dijital dönüşüm, e-ticaret, e-ihracat ve sürdürülebilirlik ekseninde yeni bir döneme girdiğini ortaya koydu.
Değişen tüketici beklentileri, dijital satış kanallarının büyümesi, üretimde verimlilik ihtiyacı ve 2027'de gündeme gelecek Dijital Ürün Pasaportu gibi gelişmeler, tekstil şirketlerinin teknoloji yatırımlarını ve üretim modellerini yeniden değerlendirmesini gerekli kılıyor.
Toplantıda öne çıkan değerlendirmeler doğrultusunda, dijital dönüşümü üretimden satışa, lojistikten pazarlamaya kadar bütün süreçlerine entegre eden şirketlerin küresel rekabette daha güçlü bir konum elde etmesi bekleniyor.